31 Temmuz 2012 Salı

İSTİRİDYE MANTARI (KAVAK MANTARI)

   Ağız tadını bilenler size mantar türlerinin son zamanlarda yetiştirilebilen çeşitlerinden İstiridye Mantarını anlatmak istiyorum. Karşınızda duran bu mantarı bildiğiniz ve genelde gördüğünüz kültür mantarı ile karıştırmayın derim. Son zamanlarda üretimi ve tüketimi gittikçe artan İstiridye Mantarı içinde bulundurduğu protein ile en iyi kalite ete ve mantarlarda fazlasıyla bulunan bakteriyi de içinde hiçbir şekilde bulundurmaması ile de sağlıklı ve leziz bir tüketim ürünü.... Bizim kültürümüzde yeni yeni yerleşen mantar genelde türk mutfağında sos olarak kullanılıyor ama ben tamamen yemek olarak tavsiye ettiğim ve yerken parmak uçlarınızı özleyeceğinizi düşünüyorum.
İstiridye mantarının içindeki yağ oranının düşük olması nedeniyle kalbe iyi geldiği, kolesterolü düşürdüğü ve bu nedenle de bitkisel protein deposu olduğu ifade edildi.
(cihan)Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi'nde test edilip, üreticiler tarafından ekilen kavak mantarı üreticilere yeni ekmek kapısı olacak. Besleyici özelliği ile iyi bir gıda türü olduğu belirtilen kavak mantarının, nemli ortamda zahmetsizce yetiştirilebildiği ifade edildi.
OMÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aysun Pekşen, kültür mantarına olan ilginin son zamanlarda hayli arttığını, zahmetsiz ve bölgenin nemli olması nedeniyle herkesin rahatlıkla yetiştirebileceğini savundu. OMÜ Ziraat Fakültesi bahçe bitkilerinde mantar yetiştiriciliği çalışmalarının 1990'dan itibaren sürdürüldüğünü belirten Pekşen, "Bu seneki çalışmamız arasında özellikle istiridye mantarı ya da halk arasında kavak mantarına ağırlık verdik. Özellikle öğrencilerin teorik bilgilerinin yanında, pratik bilgi almalarını sağladık." dedi.
Kültür mantarı denince vatandaşın aklına beyaz şapkalı mantar geldiğini hatırlatan Pekşen, şu bilgileri verdi: "Son zamanlarda piyasada kavak mantarı görmek mümkün ve yetiştirilmesi de çok kolay. Besleyici özelliği ile son dönemde kültür mantarına ilginin arttığını görüyoruz. Kavak mantarı ağaç kütüklerinin yanı sıra sap, saman gibi materyaller üzerinde rahatlıkla yetiştirilebiliyor.
Tanıtımının artmasıyla birlikte halkın damak tadına uygun bir lezzet olduğunu düşünüyoruz. Çalışmalarımız bu yönde devam ediyor. Şapkalı mantara göre yetiştiriciliği kolay. Her türlü hastalıklara dayanımı yüksek. Beyaz şapkalı mantarlarda hastalıklarla mücadele oldukça sıkıntı oluşturuyor. Güçlü ve dayanıklı yapısı ile halk arasında iyi bir pazar bulacağına inanıyoruz. Tamamıyla doğal koşullarda yetiştirilmiş ve organik olarak yetiştiriliyor."
Mantar üreticisi Hakkı Karaman ise ağaç kütükleri üzerinde 7 -8 aylık bir deneme ile verimli sonuç aldıklarını, talebi karşılamak için üretimi artırmaya yönelik çalışma başlattıklarını söyledi. Kavak mantarı için pazar sıkıntısı yaşamadıklarını, üretimi çoğaltıp, piyasaya bol miktarda sunmayı hedeflediklerini belirten Karaman, "OMÜ'nün tohum ve teşviki ile bu işin üstesinden gelip, ilçemizde patentli, sürekli pazarını sağlayabileceğimiz bir ürün haline getireceğiz. Şimdiden 7- 8 aile yetiştirmeye başladı. 12 ay verim alabilirsek, bu bölgede aileler tarafından yetiştirilmesi çok kolay olacak." açıklamasında bulundu.

      İstiridye Mantarını tüketme şekillerinde,
1) Mangal da zeytinyağı ile dinlendirilen mantarlar köz olmuş kömür ateşine yerleştirilir. En iyi parça etten güzel olur.
2) Soğanlar kavrulur üstüne orta kesilmiş mantarlar (yıkanıp temizlendikten sonra) atılır hafif ateşte kapağı kapalı vok tavada kavrulur. Son 5 dakikada kapak açılır ve ateş biraz daha arttırılır. İsteğe göre baharatlar konur.
  
 Yatırım Amacını Düşünen Arkadaşlar; Ortalama 100 metre kare bir çadırın ilk üretime kadarki maliyeti 22.000 Tl dir. Bu üretimde 20 ton  kompost üründen en az % 25 üretimden 5 ton üretim alınır. Kilosunun toptancıya 4 TL. ye verildiği pazarda 10 TL. ye satıldığı düşünülürse stratejiye görede kazanılacak para 20.000 TL. ile 50.000 TL. arasında değişir. Bu mantar türü 90 günde üretildiğinden ve ikinci üretim içinde sizin cebinizden kompostlar için 6.000 TL çıktığında ki ileride kompostuda siz üretebilirsiniz. Karınızın artışı sizin çalışmak istediğiniz süre ile orantılı oluyor.
     İlk başta bir yiyin ne ile karşı karşıya olduğunuzu ve ne kadar edeceğini birde siz düşünün derim..

                                                http://www.istiridyemantari.net/


30 Temmuz 2012 Pazartesi

MOTORSİKLET ve SCOOTER

Bu bir scotter racing değil...
    Bilirsiniz ki bende iki tekerlek merakı vardır. Bisiklet seyahatleri motorsiklet gezmeleri derken bayağı bayağı iki tekerlek bağımlısı oldum. Genelde motorsiklet denilince çoğu insanın tepkisi aaa o çok tehlikeli yaa yok yok olur. Ama bir kere bindiniz mi gazı sizin  çevirmenize izin verdiğinde yada rüzgarı yüzünüzde hissettiğinizde başlıyor tutku kıvılcımları, aklınızın her köşesinde kalacak bir duygu motorsiklet, onun için yeni yollar bulabilirsiniz kendinize, yolların bitmesini istemeyen kişi olabilirsiniz. Hızlı veya tehlikeli gitmenize gerek yok yeterki o iki tekerin ortasında oturun o zaman yanınızdaki önünüzdeki arkanızda her araçtan daha havalısınızdır. Sadece uçan kaçar sizden, onunda hazzı başka (bu arada onuda birşekilde becermek istiyorum hayırlısı) ama şimdilik yapacak birşey yok sanırım.
Üstündeyken herkesin aklı kalır...
  
    Trafik size uğramaz yollarda, hafif tempoda freni bile unutursunuz. Hele öyle sevimli scooterlar çıktı ki bayağı bayağı ilgi uyandırıyor yollarda, isterseniz ve birazda adrenalin derseniz size 600 lük oda mı kesmedi 1000 tavsiye ederim ama şimdilik scotter tercihimdir. Çünkü ötekinin sınırı yok ne yazık ki ...





     



   Adrenalin bağımlısı değilim ama galiba olmak üzereyim. Stresinizi alıp rüzgara bıraktığınızı unutmayın.  Hızı sevmem ama  kültür fizikte bana  göre değil. Lütfen bir kere deneyin hiç olmazsa rüzgar sizede onun üstünde özgrüce çarpsın derim.
İtalyan markası Piaggio motor denince hele hele scooter deyince aklıma ilk gelen firmalardan, oda sektörün önde gelenlerinden biri olduğunu yaratıcılık seviyesiyle gösteriyor. Yukarıda anlattığım gibi çoğu insan iki tekerlekten korkar bu korkusu olanlara üç tekerlekli scotter yaparak yeni bir yorum getirdi motorsiklet dünyasına, kullanımı inanılmaz kolay olan model kullanım olarakta yürümek gibi denebilir. Yürüyebilen herkese tavsiye ederim.
Şunun Sevimliliği ne ya....

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Vampir mi ? Kurt mu ?

   Edebiyatın ve Sinemanın çok fazla ve farklı şekillerde gösterdiği türlerdendir vampir ve kurt karakteri, etkileyici bir anlatım iyi makyaj iyi sayılabilecek bir oyunculuk ile de görsel zevk ziyafet verir. İlk başta biraz geçmişe inelim.. Sonra hangisi olacağımıza karar veririz. Baştan söyleyeyim ben oynamam yok .. Ya vampir yada kurt insan ona göre...
  Dünyayı dolaşarak vampirliği araştıran Rosemary Ellen Guiley, çeşitli ülkelerdeki pek çok vampir derneği ve sayısız insanla görüşerek akademik çevrelerin ilgilendiği bir araştırma kitabı yayınlamıştır. Bu özelliği Guiley’i bir vampir araştırmacısı yapmaktadır.

                             
     Vampir inancı Slav folklorundan doğmuştur; mezardan çıkan ölüler, kötü ruhlar, şeytani yaratıklar, kan içen doğaüstü güce sahip insanlar,   daha ne ararsanız arayın hepsi bu topluluktadır.   Aksine vampirler doğal ortama kendilerini uydurmaya muktedirdirler ve gelişimleri sürekli aldatıcı görünüşler halindedir; amaç kolektif insan bilincini yanıltmaktır. Bu tanım, aslında Vampir Realitesi'nin arzuladığı tanımlamanın doğrultusundadır ve bilinçlidir. Vampirler kesin ve dürüst inançlılar; bilinç düzeyinde veya altında vampir olduklarından eminler. Onlar geceye aitler, gizemi seviyorlar; gün ışığına karşı duyarlılar ve en önemlisi bireysel yaşamı seviyorlar, buna karşın sıradan insanlarla yaşamı paylaşmaktan hoşlanmıyorlar. Ancak, kendilerine benzeyenlerle zaman zaman kan içmek için bir arada oluyorlar, yaşamlarındaki değişimin kontrol dışı olduğu inancındalar. Vampire dönüşmenin onları insanlardan ve hatta kötülüklerden koruduğu düşüncesindeler. Vampir Realitesi'nde yaşayanların bazıları ruhsal çalışmalarla meşguller, bu gruba ‘Ruhsal Vampirler’ diyebiliriz, susuzluklarını kanla değil başkalarının yaşam enerjisini boşaltmakla veya emmekle gideriyorlar, Ruhsal Vampirler daha dışa dönükler çünkü çevrelerinde insanlara ihtiyaçları var, kurbanlarını bu yoldan bulabiliyorlar. Onları tanımak daha kolay, aşırı gece tipi olmaları ve musallat oldukları insanların birkaç saat içinde tüm enerjilerini yitirmeleri dikkat edilmesi gereken olaylar." ve darren shan'in ucubeler sirki serisine göre vampirler sadece beslenme alışkanlıkları değişik yaratıklardır ve vampir olmadan önce insanlardır. Fakat insanlardan daha güçlü daha hızlı daha çevik ve dayanıklılardır 10 yılda bir yaş yaşlanırlar insanlardan daha az acı hissederler kutsal su sarımsak ve benzeri şeyler zarar vermez . onları öldürebilecek şeyler çiddi bir yara ( ki çok ciddi olmalı ) kalbe saplanan kazık bıçak vs. ve vampirler insanlardan sadece yeteri kadar kan alıp onları yaşamlarına kaldığı yerden devam ettirirler.

Kurt İnsanlarda tarihi bilgiler şöyle;
Eski Yunanlılar ve Karadeniz'in kuzey kıyılarına yerleşmiş İskitler, bölge yerlileri Neurianları sihirbaz olarak kabul ediyorlardı. Bu olağan üstü büyücülerin her yıl birkaç gün için kurda dönüştükIerine inanıyorlardı. Tarihin babası olarak nitelendirilen M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış olan eski Yunanlı Herodot ise dilediklerinde kurda, dilediklerinde insana kolayca dönüşebilen bir insan türünden söz etmektedir..
Bir görüşe göre yüzyıllar önce, insanlığın erken tarihlerinde kurt adam doğal olmayan bir istekle insan etine açlık duyan bir canlı türü olarak kabul edilirdi.Bu insan, çeşitli büyülerin yardımıyla dilediğinde yırtıcı bir kurda dönüşmenin bir yolunu bulmuştu.
Eskilerin söylediğine göre, kurda dönüşen kişi insan sesini ve insan gözlerini muhafaza eder. Ancak vahşi dört ayaklı kurdun kuvvet ve kurnazlığını taşırdı. Kurtadamın kim olduğunu ses ve gözlerinden tanımak mümkündü.

   Evet bu kadar tarihi bilgi yeter, şimdide bu farklı iki kültürün sinema ve edebiyattaki karakterlerini tanıyalım ki; size karar aşamasında kolaylık versin...

  Vampir Konulu Sinema ve Tv Yayınları;

 1) Dracula;  uzun bir süre böyle bir vampir yaratılmıştı kafamızda...İnanılmaz etkilenmiştim.
 2)Vampir İmparatorluğu; farklı bir vampir hikayesi anlatarak izleyiciyi etkilemiştir..
 3)Vampirle görüşme; Oyuncu kadrosu, kurgusu, konusu, makyajı ve hikayesi ile en iyi filmler listesindedir. Brad Pitt, Antonio Banderas, Tom Crusie un oynadığı film  Anna Rice'ın aynı isimdeki 1976 tarihli romanından sinemaya uyarlanmıştır. Benim favorim..
 4)The Lost Boy  1987 yılında yayınlanan bu film, gerçekten de vampir filmleri içerisinde bir klasik
5)Blade (Bıçağın İki Yüzü) – 1998 Vampirlere karşı savaş olmaz derken Blade bunu yapmaya çalışır.
6)Underworld (Karanlıklar Ülkesi) – 2003 Yüzyıllardır insan kültürünün derinlerinde gizlenen aristokrat ve seçkin vampirler ile acımasız ve insanlıktan uzak Kurt adamlar’ın hikayesi.
7)Nosferatu-1922 Vampir türünün ilk önemli filmi, diğer vampir filmleri’nin de büyükbabası olan bu film gibi bir film bir daha ne yazıkki yapılamadı. Dışavurumcu Alman sessiz sinemasının önde gelen örneklerinden biri olan film siyah-beyaz çekilerek beyazperdeye yansıdı. Aslında halen çok popüler olan bu filmin popüler olmasının çok garip bir nedeni var. Bu filmi izleyenlerden bazıları Kont karekterini korkutucu bulurken; bazıları da halen onu gülünç buldukları için bu filmi izliyorlar.
8) son zamanlarda Alacakaranlık Serisi ve dizi film olarak çekilen Vampir Günlükleri ve True Blood da izleyicinin giderek artmasının sebebi olarak gişe rekorları kırmaktadır.

  Yukarıdaki bazı filmlerde tabiki kurt karakteride bulunmaktadır ama genel olarak vampir ağırlıklı çekilen filmler olduğundan üst grupta alınmıştır. Vayttt
 Gel gelelim şimdide Kurt temalı Filmlere;

1- The Howling (1981) Aynı zamanda film kurtadam konusuna kara mizahla da yaklaşıyor. Yukarıda ‘Silver Bullet’ da bahsedilen kurtadamların patolojik, seri katiller olarak tasvir edilmesinin en güzel örneğini bu film oluşturuyor.
2- An American Werewolf in London (1981)  aristokratların var olduğu 19. yüzyıl coğrafyasını günümüze taşıması açısından önem arz ediyor. Film, alt türün temelinde yatan ‘ana karakterin kurtadama dönüşmesi’ mantığına dokunmamıştır.
 3- Ginger Snaps (2000)  psikolojik gel-gitleri ilk reglini yaşayan bir karakterin gözünden özetleyen  bir çizgi roman uyarlaması. Bastırılmış aile içi iletişimsizliğin, seks arzusunun ve daha nice şeyin açığa çıktığı belki de en ‘gore’ kurtadam (daha doğrusu kurt kadın) filmi olduğunu söyleyebiliriz.
4- Dog Soldiers (2002) Kurtadam ve savaş korku filmlerinde hep birarada gitmiştir.
5- Wolf (1994) Kurtadam filmleri 80’lerdeki yenilenme arayışında yüzde yüz anlamda başarılı olamamış ve yine ilgi görmeyen bir alan olarak kalmıştır. Ta ki 1994 tarihli Mike Nichols imzalı “Kurt” filmine kadar. Film, alt türü modern şehir hayatına uyarlarken, kapitalizm taşlaması depolayan dramatik yapısıyla dikkat çekiyor. Benim favorim...
6- The Curse of the Werewolf (1961)Kurtadamı Oliver Reed’in canlandırdığı bu film, o dönemde Dracula, Frankenstein ve Mumya motifleri kadar kalıcı olmamıştır. Bu, kurtadam mitinin belli bir romana bağlı olarak değil de kulaktan duyma bilgiler ve araştırmalarla karşımıza getirilmesine bağlanabilir ..


      Evet bu kadar bilgi size yeter ben artık sadede gelmek istiyorum. Hayatta herkes birşeyler olmak istiyor kendini anlatmaya başladığı andan itibaren, doktor, futbolcu, ressam, dondurmacı, şekerci vs. gel gelelim benim derdim ne iş yaptığınız değil hangi karakteri oynamak aklınızda.. Vampir mi olalım Kurt İnsan mı? Ne zaman nerede nasıl duralım ve iyi mi olalım kötü mü?
    Bu sadece bir oyun öyle kalmayacaksınız sadece bir hayal, neler için hayal kurmuyoruz ki.....
    İlla kötü olmak gerekmiyor . Hayal sizin beklenti benim....








   

25 Temmuz 2012 Çarşamba

GÜLMEYİ ÖĞRENİYOR

Benim patates böreğim ( iftara az var ondandır bu benzetme) artık gerçek gülüşler sergiliyor. İşte bunlardan bazıları yavaş yavaş çözecek gibi duruyor. Böyle günlerden geçerken gerçek gülüşlere ihtiyacı olanlara gülüyor benim oğlum...  Siz ne dersiniz? 
Gülmeyi Öğreniyor Velet 1

Eh biraz daha yaklaştı galiba...


Birde ağzını kapaması gerekiyor sanki...

İsterseniz burdanda ASLANCAN'ın yemek yeme adabına güzel örnekler verişini izleyebilirsiniz.

24 Temmuz 2012 Salı

SADECE AŞK

 Gençliğin tohumlarıyla beraber gerçek kimliğine bürünüyor AŞK, ilk yaşanılanlarda bazı eksiklikler yada fazlalıklar oluyor oda gençliğin çömezliği ama enerjisiyle başka bir keyif alıyor.  Aşk denilen his ile karşılaştığınızda ne istediği-nizi bilemez halde buluyorsunuz kendinizi uymuyor yapılanlar sizin karakterinize, bazen sadece siz severken bazende çarpılmışa dönüyorsunuz , ama genelde hızlı ve öfkeli yaşanıyor aşk, bir tarafı farkında olmadan zedeliyor. Yok benim başıma hiç gelmedi diyenler tabiki heryerde olduğu gibi bu konuda da zıplayacaklardır, ama işin aslı öyle değil aşkı yaşamayı bilenleri arıyor hayat neye aşık olduğunuzun önemi yok aslında, yanında yakınında içinde gözlerinde teninde sesinde beyninde onu hissedebiliyorsanız aşıksınız ve
bunu karşınızdakine rahatlıkla gösterebiliyor-
sanız buda sizin aşka olan inancınızı gösteriyor. Doğru olana aşık olun geri dönüşüm kutusuna atılacak  aşkları konuşmuyorum tabiki gerçi yaşamadan bunu bilebilseniz , yoksa aşk olmadan bu hayat boş bir bardağa benzer orada sadece durur. Aşkın yaşanılası hissi sizi çoğu kötülükten koruyacaktır.  Hele hele şansınız yaver gider de aşkınızın meyvesinide gerçek aşkınızda bulursanız o zaman suyun yanında bardak ile beraber güzel bir yaş üzüm rakısı da konmuş olur. Yanına konan güzelliklerle beraberde güzel bir çilingir sofrasına çevirirsiniz.
   Bu postu okuyan arkadaşlar, bu düşüncelerim hakkında yorumlarınızı ve sizin kendi yorumlarınızı merak ile bekliyorum..
 Aşk için anlatılacak bir kaç cümle vardır dimi...

GÜRKAN GENÇ DEMİR ATLI ADAM

    Benim yeniden kamaşan bisiklet sevdamı blogumu okuyup takip eden arkadaşlar bilirler, ama ben neyimki hayatının akışını belkide hayatını bunun için yaşayan ve aynı toprağın bir parçası olduğumuz böyle insanları duyunca gerçek bir haz duyuyorum.

      Gürkan Genç bizden biri zor zanahat okulunu bitirip, iş hayatının koşuşturmasına kendini atan ama sonradan ben kim için ve ne için bu işerle uğraşıyorum diyecek kadar cesaretli olmuş en sonunda da çocukluk hayalini yerine getirmeyi başarmış biri...

     İş hayatının son aylarında bisikleti bir ulaşım aracı olarak kullanmaya başlayan Gürkan, çocukken kurduğu hayali hatırladı. ( Belki banada nasip olur demedim değil)

2010 yılının Nisan ayında “Doğa için Pedalla” diyerek Samsun’dan bisikletiyle yola çıktı. Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan Çin, Moğolistan ve Güney Kore rotasını takip ederek Japonya’ya ulaştı.
11 ay süren bisiklet yolculuğunda Gürkan; 11 ülke, 950 şehir, kasaba ve köy gezdi. 15.000 kare fotoğraf, 2242 dakika video çekimi yaptı. 12.500 kilometre pedal çevirdi.
  • Kuzey Asya’nın tamamını,
  • Orta Asya Türk Devletlerini,
  • İpek Yolu’nun tamamını,
  • Türkmenistan’da Kara-Gum Çölü’nü, Moğolistan’da Gobi Çölünü,
  • Tacikistan da en yüksek geçitlerden biri olan 4650 metrelik Pamir ve toplamda 37000 metrelik Valkhan vadisi tırmanışını,
    Bisikletiyle tek başına geçmeyi başaran ilk Türk olarak tarihe geçti.
Hayali sadece bu kadar değildi! Küçükken, annesine “Bir gün gelecek bisikletimle dünyayı gezeceğim.” demiş....

Gürkan Genç 2012 yılında başlayacağı “Gelecek için Pedalla” projesi ile 7 senede 7 kıta, 84 ülke, 115.000 kilometreyi pedallayacak. Dünyanın en büyük 5 çölü, en yüksek 5 araç geçiş noktasından geçip Everest ana kamp alanı tırmanışını gerçekleştirecek. Daha önce tek seferde denenmemiş bir rotayı deneyerek rekorlar kitabına girip Türkiye’ye geri dönmeyi hedefliyor.

   Böyle insanların başarıları başkalarının fikirlerini harekete geçirmek için çok güzel örnek oluyorlar... Herkes başka türlü taşıyor ay yıldızlı bayrağı.. Bazısı kimliğinde, gögsünde, kalbinde, kolunda, evinde ama o bisikletinin arka tekerinde dünyaya gösteriyor...
 
   Gürkan Genç'in neler yaptığı azda olsa merak ediyorsanız birde kendi sitesine bakın derim...
http://www.gurkangenc.com/

21 Temmuz 2012 Cumartesi

KEŞKE BAŞKA ŞEY İSTESEYMİŞİM...

 Bilirsinizki dün günlerden Ramazanın ilk günüydü ve ben oruçtum. Yapılacak birşey yoktu ama  belli saatten sonra gördüğünüz insanları yada cisimleri pideye, kadınbudu köfteye, buz gibi bir suya, patatesli böreğe benzetiyordum. Ben günün genelinde Annem sayesinde olacak öğlen açlık başlarken konuştuğumuzda naber Anne deyip bir gaflet yaparak mücver yapıyorum oğlum sende çok seversin dediğinde günün geri kalanında gözlerimin önünde bulunmaya başlamıştı mücverler..

     Ama evdeki akşam yemeği menüsünde olmadığını bildiğim için yapacak birşey yok diyerek iftara az kala arabayı park edip eve doğru yürürken arkamdan EMİR sesini duyduğumda kafamı zor çeviriyordum. Burnuma doğru çalınan Mücver kokusu gözlerimide ziyafete ortak etmesiyle keyfim yerine geldi. Gizem arkadaşımız beni ve midemi çok mutlu etmiş bulundu farkında olmadan yanında da çok güzel bir tatlıda cabası oldu. İftarda midem bayramı erken kutlamanın mutluluğuyla bir güne daha oruçlu başladı hadi bakalım hayırlısı...
   
   Gizem arkadaşımızın ayaklarına sağlık deyip teşekkür eder ama esas teşekkürüde annesi Kevser ablanın ellerine iletirim.