24 Eylül 2012 Pazartesi

SADECE BULLDOG

   Evin yeni ufaklığı karşınızda millet, evlilik kedi bebek derken bir bu eksikti ekibi olarak ingiliz bulldogu kalmıştı dergibi sıra onada geldi.
   Bizim eve gelen kovulmayacağından artık onada bir yer açmak gerekiyor..


   Ama sevimliliği ve tipleriyle bizi evde çıldırtan bir çirkinlik abidesi olduğunuda belirtmek isterim.
 Çok fazla şey anlatmaya gerek olmadığını düşünüp Köfteyi huzurlarınıza sunarım.
 Paşa ve Aslan ile olan ilişkilerinide daha sonradan anlatmak istiyorum.
 

3 Eylül 2012 Pazartesi

SADECE FAJİTA

 Bu aralar biraz kendime yiyorum diye düşünmeye başlamıştım ve bunu yıkmak için eşim ile beraber yaptığımız ve bir o kadarda keyifle yediğimiz Fajita tarifini size aktarmak istiyorum.
 
Resimde de gördüğünüz gibi önceliklerden biri malzemeden kaçmıyoruz ve her türlü biberlerimizi taze ve kuru soğanımızı, 500 gr. ince ince kesilmiş dana strogonof ve mevsim baharatlarımızı tedarik ediyoruz. Bunun ile gurur duyduktan sonra gelir işin aslına, tarif çoooooook kolay soğanları resimdeki gibi doğruyoruz ve hafifçe kavuruyoruz ama çok öldürme taraftarı değilim, direk biberleri soğanların üstüne atıyoruz ve onlarla beraber kavurmaya bırakıyoruz ardından daha önceden doğranmış strogonoflarımızıda tavanın içine atıyoruz.
 
 
 
 
Bu noktada wok tavada kullanılabilir ama ben düz bir seramik tavayı tercih ettim. Etlerde kıvama gelince en son olarak ocaktan almadan önce tercihe göre taze soğan ve baharatlarla tatlandırıyoruz. Bu arada tortilla önemli ama heran heryerde bulunamıyor bende onun yerine ince bir lavaş grubu almaya karar verdim.
Soslar için;artık hazırda bulabildiğimiz soslar mevcut ben kühne markasını çok beğeniyorum. Ama yoğurtlu sarımsaklı naneli mayonezli güzel bir karışımda tavsiye ederim.
Afiyetle yemek içinde yanında buz gibi ama şişek olacak gusto biraları tercih ederim.





Kusurabakmayın artık yediklerimi öğütmem gerekiyor..:)
 

29 Ağustos 2012 Çarşamba

BEN KEYFİM ve KAHYASI



 Bir elimde laptop bir elimde fırında makarna tabağı önümde de cristiano RoNaldo umurumdamı bu dünya havalarıyla otururken maçın süresinin bitmek üzere olduğunu görünce bir anda büyük bir stres bastı bana hemencecik yayılmış oturuşumdan kendime çeki düzen vererek terlemeye bile başladım. Bununda en büyük sebebide uykumun olmayışı ve bu geceyi yayılarak kumandaya feda etmek isteyişimden kaynaklandığını düşünüyorum. Ama korku tüneli gibi neredeyse 6 koca yıldır Ramazanda, yaz aylarında, sabah öğle akşam her yemekten sonra gece diş fırçalamadan önce gece yatmadan sonra sabah kalkmadan önce karşımıza SHOW TV'nin fenomen olan ama nasıl ve neden olduğunu anlamadığım ( çaktırmadanda arada baktığım aaaaaa buda oynuyormuş tipi aldığım) DOKTORLAR dizisi karşımıza çıkar oluyor. Tekrar show tv'yi açtığımda karşıma çıkan dizi sayesinde elim titreyerek tüylerim ürpererek acayip sesler duyarak hemencecik kanallara bakar oldum. Ardından yanlışlıkla  Kanaltürk'ün  boyalı saçlarıyla alınmış kaşlarıyla kısacık boyuyla değnekçi tipiyle karşıma EROL KÖSE çıkıverdi. Bu kadar güzel ve herkesin iyiliği için kendini köprüden atmaya amade olan adam kadar iyi olmadığımdan dolayı hemencecik o kanalıda kapatır oluverdim. Artık bu anıda yaşadıktan sonra ardı ardına üç kere DABBE izleyecek kıvama gelmiştim derken  bir anda güneşim parladı aklım uyuştu gözlerim kamaştı işte bu dedim NİRVANA'ya ulaştığımı anlar olduğum muhteşem açılış karşıma çıkıverdi. TRT3 2012 LONDRA PARALİMPİK OYUNLARI AÇILIŞ TÖRENİ inanılmaz hikayelerle dolu gerçek üstü insanların olduğu harikulade bir açılış töreni ile bütün korkularımı yenmemi sağladı.

 VAY ANASINI SAYIN SEYİRCİLER...
  .... der çeker giderim.....

23 Ağustos 2012 Perşembe

SADECE OYUNCAK






Bazılarınız bu tip postları sevmiyor ve hiç ilgilenmiyecek ama bazılarıda fazlasıyla ilgi gösterecek ama bu postun gerçekliğini hiç mi hiç değiştirmeyecek.


Yaşı daha 15 olan bu tatlı mı tatlı delikanlı bizim inşaatın maskotu durumunda, ne yazık ki bu yaşta öyle yada böylede deseniz çalışmak zorunda olduğunu oda biliyor. Ama benim anlatmak istediğim bu sefer bu konu değil, video da gördünüz onun oyuncağı evet evet yanlış duymadınız sizlere, bana alınan, çocuklarımıza aldığımız oyuncakların yanında komik kalabilir ve üstüne üstlük o gördüğünüz oyuncak denen aletide kendi 2 günde gözlerimin önünde yaptı.
  İş sonrası en büyük keyiflerinden biri onu gezdirmek oluyor. Hayat bazılarına böyle davranıyor ama hayattan zevk almaya çalışıyorlar.  Ya hayatta hep istediğini alıp hala mutlu olmayanlara ne diyelim? 
  Çok uzatmak istemiyorum ve sizi video ve o yaştaki kendi oyuncaklarınız ile yalnız bırakmak istiyorum.








 


17 Ağustos 2012 Cuma

SADECE DOMATES

   Kıssadan hisseye üç aylık göz göre göre ilerleyen meşakatli ama bir o kadarda keyifli bir hikaye sunacağım size,
   Sağolsun inşaattaki arkadaşlar bana sırık domates fidesi getirdiler taa düzceden bende bu fideleri boya tenekelerine yerleştirdim. Güzel bir toprak alıp sulamaya ve sevemeye  başladım, harbiden hergün dallarını sever bukuyorum ve o mis kokuyu kokluyor buluyorum kendimi.. İki kovada büyüyünce bir tanesini evimizin balkonuna götürme kararı aldım.

Belli bir boyu aşınca yanlarınada çubukları dikip keyifle onların gelişimlerini izler oldum. Artık temmuz ayına girdik, önümüzde bir ay gibi bir süre var. Bu süreyi keyifle takip ediyoruz. Bakalım nasıl ilerleyecek derken temmuz ayıda bitmiş bulunmakta bizim sırık domatesler sulak yeri buldular galiba hep boya gitme kararları almış duruyorlar. Resimlerde bodur kalan fide artık öteki sırığı geçmiş bulunmakta, agustos ayı içinde çiçekleri bekliyorum yoksa bu post yalan olucak gerçi ben gene dayanamam başarısızlığımıda yazarım ama bakalım bana yazdıracak mı bu domatesler....



15 Ağustos 2012 Çarşamba

KAVURMALI YUMURTA

Sahur yaklaştımı stres yapar oldum evde ne yiyeceğim diye... Ama dün aklımdaki fikir can alıcı oldu bir anda parladı, fikir müthiş tabiki malzemeler lazım hemececik..
 Liste şöyle,
-Yağlı küçük bir parça Kavurma, (Ama benim ki büyük parça ona göre he)
-İki tane organik yumurta,
-Bir adet büyük tırnak pidesi,
-Bir adet baş parmak,
-Bir adet işaret parmağı,
El emek göz emek parçaladığımız kavurmaları tavaya atıyoruz ve altını açıyoruz o arada elimizde kalan parçalarıda çaktırmadan ağıza atıyoruz. Yanıma yaklaşan Paşa ya (kedimiz) ufak bir parça verip tehlikeyi savuşturup işime devam ediyorum. Yağların erimesiyle yumurtalarıda kırıp masaya doğru yaklaşıyorum.Oturduktan sonraki durumu siz anlayın...
Not: Çatal kullanmadan yendiğinden dolayı tırnak pide işaret parmağı ile baş parmağa sıkıştırılır.Tavaya doğru katlanıp löpürt diye indirilir...
Gerisini siz düşünün bakalım....

13 Ağustos 2012 Pazartesi

SADECE EMPATİ

       Herkes kendini dünyanın en zengin insanın yerine koyar, en güzelinin veya en yakışıklısının, en akıllısınında yerine koyup şöyle böyle yapardım der havasından geçilmez, aynanın önünde en güzel benim en zengin benim diye zamanlar geçirir,  ya hiç özürlü birinin yerine koydunuz mu kendinizi,  sizin görmek için sadece kafanızı çevirmeniz gereken nesneleri o görmek için neler vermezdiki, yada sakat olan bir özürlü diyelim sizin durmadan yürüdüğünüz yollarda bir engeli aşmak için olimpiyatlardaki enerji kadar enerji harcar vaziyetteler ama hayata tutunmaları bizim ufacık bir sorundan sonra off yaşanmaz bu dünyada sözümüze onlar gülerek cevap veriyorlar.
   






    Örnekler vermek gerekirse,
  - Aşık Veysel; siz ondan güzel anlatabilirmisiniz anadoluyu görmediği haliyle,
  - Ray Charles; siz ondan iyi çalabilirmisiniz piyanoyu, blues ustası olabilirmisiniz,
  -Edip Akbayram; genç yaşta felç geçirp sonradan müziğe sarılıp böyle etkili sözler yazabilirmisiniz
  -William Shakesper, bedensel engelli olmasına rahmen en iyi sairlerden biri olabilirmisiniz,   

 - İsmet İnönü, İşitme engelli oluşu onun dahi bir asker olmasını engelleyebilir mi?
 -  Winston Churcill; konuşma özürlü oluşu koskoca bir krallığı yönetmesini engelledimi?                                        
-  Aristoteles; konuşma özürlü olmasına rahmen Batının en önemli filozoflarından değilmi?
 -  Büyük İskender, kamburdu ama bütün dünyayı dize getiren bir komutan olmadı mı?
 - Oscar Pistorius; iki ayağı diz altında olmamasına rahmen olimpiyatlara katılmaya hak kazanacak kadar azimli ve çalışkan değilmiydi?
    Aşağıdakilerde çocukluklarında öğrenme zorluğu çekenler, (Hangimiz doğru öğreniyor acaba)


  • Agatha Christi
  • Albert Einstein
  • Thomas A. Edison
  • Leonardo da Vinci
  • Auguste Rodin (1840-1917)
  • Sergei Rachmaninoff (1873-1943)
  • Nelson Rockefeller
  • General George Patton 

  Başarı için çalışan bu insanların ortak özelliği bedenen eksiklikleriydi ama o eksiklikleride çalışma, azim, bilgi, beceri, yetenek ile fazlasıyla doldurarak hayatı daha yaşanılır kıldırlar. Gerçek örnekler buralardan çıkıyor. Başarı hikayeleri buralarda güzel oluyor.                                                                                                                                         Belki onların yaşadıklarını yaşayamayız ama sadece bir dakika için gözlerimizi kapatalım bulunduğumuz yerdeki koltuğa oturmaya çalışalım.

Sadece  bastığımız klavyeye ve gördüğümüz ekranı gözümüzü kapatım kullanalım. Nasıl olur hiç...İşte böyle empati kurarsak o zaman gerçek yaşam kalitesinde yaşarız.