12 Nisan 2013 Cuma

BİZİM SAYEMİZDE KÖTÜ BİR DÜNYA




  Niye bu kadar kötüyüz, niye bu kadar acımasız.. Niye neden ne kazanıyoruz böyle olunca....

   Hepimiz ağlayarak doğuyoruz. Ağlamadığımız da korkuyorlar bile hemen dövmeye başlıyorlar bizi hemşireler, doktorlar, ebeler o an yakınımızda kim varsa patlatıveriyor şaplağı o küçücük kıçımıza...

   Evimize geliyoruz çoğumuz el bebek gül bebek büyütülüyoruz. Etrafımızdaki insanlar bizim her hareketimizi mutluluk olarak görüyorlar belli bir süre sonra bizim sayemizde mutlu olduklarını anlıyoruz ve o an geliyor işte, kullanmaya başlıyoruz onları.. İlk başlarda ağlamak oluyor en büyük silağımız yemiyoruz içmiyoruz huysuzlanıyoruz kopuyor bir parçaları bize bir şey yapamıyorlar birbirlerine kızıyorlar. Kıskanıyoruz taraf tutuyoruz farkında olmadan birbirlerine olan düşkünlüklerini çalıyoruz onlardan bize düşsünler istiyoruz. Aralarında uyuyoruz, aralarına oturuyoruz. Araba da ön koltuğa yerleşiyoruz. Konuşturmuyoruz bile biz varken ortamda, olmasakta bizim hakkımızda konuşuyor oluyorlar farkına varmadan.. Yeniden aşık oluyorlar ama bize biz çalıyoruz onları birbirinden belkide... Okula başlıyoruz ve bir anda kadın kendine zaman ayırmaya başlıyor neler oluyor diyor belkide.. Evlendiğindeki haline bakıp gülüyor belki ama için içinde ben böylemi olacaktım deyiveriyor. Başlamaya çalışıyor birşeylere yeniden yetişmek için, erkek hayatın tozunu yutmuş durumda kadınına gerçek halini gösteremiyor bile... Dertlerin içinde yüzdürüyor teknesi bu bir dizi değil ki tuvalette bile yarım saat geçiyor bir günde.. Öyle trafik deyince 2 saat yazıyorsun o güne.. Eeee ne oluyor çocuk büyüyor ama herşey onun etrafında dönmeye devam ediyor ve gel gelelim istekleri arzuları büyüyor çocuğun, babasına annesine tapan o çocuk yeri geliyor önüne dikiliveriyor. Doğduğu andan beri onun için yaşayan o ikili ne desin hayat diyor büyüklerinin onlara dediği gibi....

     Zaman geliyor aralarına oturan o çocuk yanlarına bile gelmiyor odasından bile çıkmıyor. Yataklarından çıkmayan o çocuk onları beğenmiyor bile... Ama onlara ne oluyor aynı hayatta birbirlerini kaybediyorlar.. İlan verseler bulamaz oluyorlar birbirlerini bir kerede... Sonra ne mi oluyor kaybedilen hayatlar başlıyor.. Keşkeler gelip gidiyor o küçücük mutluluk büyüyor ve kendine yaşamaya başlıyor. En geç ergenleşen canlı insan en çabuk  unutan canlı olduğunu ispatlıyor. Bir gün geliyor Anam babam diyor ama onlara ne oluyor.. Belki de iş işten geçmiş oluyor ama hayat bu işte bunun içinde yaşıyoruz hep birlikte....
   
     Onun için bizde geleceğiz o günlere, şunu bilelim hayat bize neyse başkasına da aynısını sunarak başlıyor. Yeter ki biz sadece kendimizi düşünmeyelim biz bir aileyiz ve hepimizin bu aileden ihtiyaçları var. Bunları alsınlar ki mutluluk hepimizin olsun bezelyeler......

    ADEM ile HAVVA böyle olacağımızı bilseydi belki birlikte olmazlardı dimi.... Bencil olmayalım...

6 Nisan 2013 Cumartesi

CrossFit Gerçek Bir Spor

Blogumu az çok takip edenler neler yaptığımı bilirler. 3 4 aydır düzenli olarak spor salonuna gidiyorum. Bu gidiş fazla kiloları bir yerlere kaldırmak için değil aslında biraz daha kendimi beğeneyim derdinden çıkıyor. Bu aralar ihtiyacım var demek ki kendimi begenmeme...  İlk başlarda sağolsun hocam beni normal bir öğrenci sanmış olacak ki klasik bir program verdi. Bende onu kırmadan ve dediklerine de harfiyen uyarak 1 ay boyunca devam ettim. Daha sonradan çalışkanlığımı ve bu hususlardaki mükemmelliyetçiliğimi görmüş olacak ki, her idmana geldiğimde özel olarak ilgilenmeye başladı. Son 3 4 yıldır dünyayı kasıp kavuran CrossFit çılgınlığı bizim ENES hocaya da yapışınca kendine sağlam ve birazcıkta gazcı bir partner bulduğunu düşünüp beni yeni badisi ilan etti ve 2 aydır onun ile beraber crossfit idmanı yapıyoruz. Bu idmanları bilenler bilirler ama ben bilmeyenler için ufaktan biraz ayrıntı vermek isterim; Öncelik çok iyi bir kondisyonunuz olacak. Ciğer tamamen açılmış olmalı çünkü 1  1,30 saatlik admanlarda dinlenmek yok denecek kadar az. Hareketler arka arkaya devam ettiğinden dolayı vucüd çok rahat yaptığı hareketleri 100 tekrarlara çıktığı için belli bir süre sonra yapamaz oluyor......................................................................................................................


Ufak Bir İdman Programı vermek gerekirse; ( Sakın he bunda ne var demeyin dinlenme yok ona göre)

   - 80 adet şınav 10  *  8 hepsi farklı şekillerde..
   - 40 adet barfix 10 *  4 hepsi farklı şekillerde..
   - 15 ve 20 kilo ağırlıklarla farklı farklı hareketler..
   - Tekrardan 80 adet şınav hepsi farklı şekillerde...
   - Tekrardan 40 adet barfix hepsi farklı şekillerde..
   - 15 ve 20 kilo ağırlıklarla farklı farklı hareketler...
   -  Bacak idmanları ağırlıklar ile, ip ile, 
   -  Abdominal kaslar içinde 20 dakikalık set programlar..
   - En son olarak adonis tanrıçasının kasları için ise barfix aletinde özel çalışma
   - İdman sonunda ne yersen mübah, snickers baştacımız. İçinde direk protein var .. 

3 Nisan 2013 Çarşamba

ASLAN BİR HAFTASONU



   Günlerden pazar en sonunda olmuştu ve ben daha önceden de ballandıra ballandıra anlattığım 4 günlük AslanCan tatilime başlamış oldum. Sabah erkenden kalkıp tabii benim bezelyem çok erken kalkmaz. Onun için aradan bir spor çıkarılır deyip sabahtan sporumu yapıp duşumu alıp temizcecik olduktan sonra arabaya atlayıp ver eline 75 km lik kartal yolu ama nasıl geçti bi kuşlar geçmiştir beni yolda onlarda biraz birbirlerine benzemelerinden kaynaklanıyor olabilir. Babasının oğlunu kaptığım gibi koltuğuna oturtup ver elini Bostancı Adalar 12:05 vapuru.. Cam kenarı güzel bir yer ayarlayayıp yanımıza 5 tane simitide koyduktan sonra o mis gibi havaya doğru yolculuk başlasın artık deyi verdik....


    Can oğlumun bana bir heves ne görse baba bu ne, baba bu ne diye sormaları içinde anons ile adalar gözükmüş oluverdi. Hemencecik inerek saat kulesinin yanında babasına poz veren bezelyem faytona bineceğiz demem ile afallamış bir merak ile yavaştan yavaştan bana kaykılmış oldu. havanın çok güzel oluşu adanın m' ye düşen insan sayısını arttırmış olmalı ki biraz fayton bekleyip baba oğul fayton sefasında bulduk kendimizi.. Fayton yolculuğumuzun duraklarından birine geldiğimizde beni bilenler bilirler  o yokuş çıkılacak dediğimde alt tarafımda tişörtümü tutan baba kucak baba kucak sesini duymam gerekiyordu. Ama ikinci taktiğim eşşeğe bindirmek olduğundan o anlık bu korkumu yendim. Gel gelelim bezelye Aslan eşşek ile anlaşamayınca babasına oğlunu kucaklamak düştü canı sağolsundu.. Yokuş bitip özgürlüğe kavuşunca Adaya niye gelmek istediğimi bir kere daha anladım. Hayat gibiydi Ada zorlanmadan aksırıp öksürmeden emek harcamadan hiçbirşey olmuyordu. Duamızı edip dileklerimizi iki küçük muma diledikten sonra güzel manzara karşısında afiyetle yemeğimizide löpürtetince...Hayatın ikinci rolü; daha önceden tırmandığımız bütün yollardan geçmeye çalışan insanları görünce daha çok var daha bu neki der gibiydik AM A unutmadan benim bezelyem kucağımdaydı....

      Oğlumuz ile tekrardan fayton sefası yaparak dondurmacılara gelip günün süprizi dondurmamızı yedikten sonra saat 5 gibi geri dönüş yoluna koyulduk ama bu sadece adadan ayrılıştı. Geri geleceğimiz artık kesindi. Belki o sefer adada koyun koyuna uyuyuverirdik dimi...  Arabaya bindiğimizde saat 17:30 gibiydi ve ben arabayı sağa doğru götürmeye karar verdim o tarafta başka bir dünya sapanca vardı. 19:00 gibi sapanca Resort te güzel bir akşam yemeği yiyorduk yorgun ama keyifli yüzler 21:30 gibi koyun koyuna yatacağımız yatağa göz kırpıyordu.

      Sabahın en güzel haliyle uyandığımız Sapanca bizi tekrar tekrar mest etmişti. Güzel bir babaoğul kahvaltıdan sonra hem öğle yemeği için hemde Babanenin sıkııştırmaları için yola koyuluverdik ama önümüzde bir durak daha vardı. Tatatatatatam Karşınızda Maşukiye Cansu Tesisleri burayı anlata anlata bitiremeyen arkadaşlarım vardı  ve artık bende onlardan biri oluverdim. Gidin görün eğlenin ve sizde bize anlatın. Bir daha ki gezmemizde burada da kalmayı planlıyoruz. Onun için kalıp ondan sonra döktürmeyi düşünüyorum. Güzel mi güzel bir kiremitte balık yedikten sonra öncesi de var ama dur dur birazcık yazayım Ata binme, balık tutma, kafa dinleme sarılmaca....



   Gel gelelim tekrardan yola düşmece geç vakitlerde bu sefer tam ters taraf olan Selimpaşa'ya gelip kucağımda aldığım küçük bezelyem ile beraber uyumaca ve öteki güzel güne uyanmaca....  Sabah erken kalkıp Babane ve dede ile kahvaltı keyfinide yapıp 2 günün yorgunluğunu neresi olsa su yatağı gibi gelen oğlumun baygın ve pestil halde yastığıyla olan sevişmesi....
Baban sana kurban olsun HAKİKİ BEZELYEM BENİM

Öteki gün cennetin bitip tekrar cehenneme geldiğim gün olduğundan çok bir şey yazmaya çalışmıyorum bezelyelerim....

   

28 Mart 2013 Perşembe

HUZURLARINIZDA BAY DÖVME BEZELYE

Bu giderken ki halimiz bezelyeler
   Belli bir süre öncesinde dövme isteğimin tekrardan kabardığını ve bunun içinde dövme yapmak istediğim bölgem ve şekli hakkında bezeleylerim ile sohbetimi hatırlarsınız dövmeci bezelyelerim...

  
...Merdivenlerden önce Son karar... 

Dileğimiz böyle olması...

  Kesin kararımı verdikten sonra ve tabiki dövme içinde gerçek bir ismi bulunca her zamanki yoluma yani kadıköyde bulunan Golden Arrow Tatto ile tekrardan kucaklaşma zamanı gelmişti. 2012 yılı Tatto yarışması şampiyonu Fahrettin Demir e teslimat yapılacak sol kol uzatılmış oldu.
Çalışmalar başlamıştır..
 Hijyenin dövme için en önemli konulardan biri olması ve kimi gönderdiysem aynı zamanda kimden duydumsam  bu hususta istisnasız en derin çalışmayı yapan Golden Arrow beni utandırmayacağa benziyordu. Saat 13:00 gibi başlayan çalışma saat 18:00 e doğru şekillenmeye başlamıştı. Ağrı varmıydı kadınlar için ağrı olduğunu düşünmüyorum ve benim gibi derdi bol olan adamlar için ise sinek vızıltısı gibi geliyordu.

    İnsan hayatta sonradan düşünmediği hiçbirşeyi yapmayacak yapmak için çaba harcamayacak. Yoksa yapacaklarından ve yaptıklarından pişmanlık duymaktan kendini hasta ve dert babası eder. Onu bildiğim ve artık anladığım içinde bu konuda ince eleyip sık dokudum ve isteğim bir tercihi yaptığım içinde çok mutluyum dövmeci bezelyelerim...

Buda dönerken ki halimiz olsa gerek bezelyeler...
Benim için dövmede önemli olan siz istemediğiniz sürece karşınızdakinin gözünün içine girmemesidir. Kısa kollu tişörtlerin altında kalan sadece sakalları gözüken dövmem merak uyandırıyor bu aralar spor salonunda..
Çekim işi biraz zor oluyor kusuruma bakmayın bezelyeler...

Ufak bir tadilatı kaldı sadece..
  Nisan ayı içinde tekrardan gidip biraz gözlerini rötüşlatacağım ve güzel birde yazı yazdıracağım bilen biliyor ne yazılacağını.. Bakalım sonuç nasıl olacak ve sizlerinde yorumlarını bekliyorum bezelyeler......................................

21 Mart 2013 Perşembe

AYAKLARA YENİ HEDEF KONDU

 Başlangıç Noktası Kaya Ramada

Nisan ayının aktivitesi olarak karşınıza çıkan bir post bezelyeler.. Biraz abartı olarak sizlere gelebilir ama ben bunuda yaptım demek için birebir geldi benim küçük gözlerime....................................................................

Program şöyle icap edecek; ilk başta bir ay içinde bomboş bir pazar günü bulunacak. Daha sonra saat 06:00 ya kurulacak gerçi benim saatim hep o vakitte kurulu ama neyse, kalkılıp eşofmanlar veyahut hava bültenine göre şort ama diz altı olmak şartı ile ve birde gri olmayacak ( bunların sebebi olarak bayanlar beğenmiyor galiba diğerlerini) Sırta küçük bir erzak çantası tipinte sırt çantası takılıp yola çıkılacak. Beylikdüzü tarafını bilen arkadaşlara güzergah başlangıcını mertrobüsün 2. durağı olarak tarif edebilirim. En iyi dostum ayaklar ile ilk nokta olan Avcılara yolculuk başlayacak. Yolda fotoğraflar çekilecek tabii halim olursa orası ayrı bir konu ama ben hedef koyduysam yaparım gibime geliyor buda onlardan biri olacak. Avcılardan sonra güzergah E5 üstünden Yenibosna, Bakırköy, Merter, Cevizlibağ istikameti olacak. Cevizlibağa geldikten sonra takribi saatin 12 dolayları olması gerek. Ondan sonrası için E5 den çıkıp ara yol olan ama kalabalıklığı ile canım hiç sıkılmayacağını düşündüğüm Şehremini istikametine girilip fındıkzade, aksaray oradan fatih İMÇ haliç derken karşımda  Galata kulesi gözükecek. (Hem bu arada ter kokusu içinde çözümlerim var ona göre:) ) Artık sadece son yokuş ve ardından koskoca bir meydan Taksim Cumhuriyet Anıtı o gün en çok emeği harcayan benim için orada dikiliyor olacak. Bunun içinde gerisi artık teferruat denilecek. Bu dünyaya gelen ufacık bir can olarak kendime böyle bir acı çektirme derdindeyim süper bezelyelerim ( Gerçi çektiklerimin yanında sonradan hatırladığımda bana keyif vereceğini düşününce takrar tekrar yaparım gibide gelmiyor değil.......

Bakalım bu seyrüsefer için benim bezelyelerim neler konduracaklar emrilyonun postuna merakla bekliyorum.. 

Son nokta Taksim Meydanı


Uçuş Mesafesi: 29.57 km = 18.37 mil
Karayolu Mesafesi: 41.5 km = 25.8 mil
Yaya olaral Varış Süresi : Saatte 5 km hız ile yürüyerek 7 8 saat arası.. 


Not: 1 Nisan geliyor dilek dilemek için bu yıl BüyükAdaya yolculuğum olacak Allah izin verirse Aslan oğlum ile beraber gideceğiz bunun için havanın ve keyfimizin yerinde olması gerek bunun içinde ayrı bir post yazacağım hiç merak etmeyin. Sizinde olmasını istediğiniz ve olduğunda oraya asacağız bir beziniz varsa gelin birlikte asalım derim sizlere.... 1 Nisan Pazartesi gününe denk geliyor ama artık o kadar dilemek istedikten sonra bizim Rahip bir günün havasını yapmaz bize....:)

 Grup Çoğalıyor : bu postu yazdıktan sonra takipçilerim olan ve yürümek hakkında güzel hisler bekleyen grubumuzdan Mr.E Lazoooo ve Savicevic adlı bloggerlar da emrilyo'nun yolculuğuna yollarımızın kesiştiği yerden katılıp hep beraber Taksimi fetih etmeye gideceğiz haberiniz ola bezelyeler

15 Mart 2013 Cuma

Güzel Bir Pazar Günü Kaçırması



Can Oğlum ve Arabaları
    Can oğlum ile süper bir pazar daha başlamıştı, artık benim için gün onun yanında gerisi teferruat bundan sonra...  Kafamdaki plan küçük bezelyemi alıp motor ile adalara gitmekti ama sabah denizin benim hayatım gibi dalgalı olduğunu görünce onada güvenemeyip ben en iyisi Caddenin tozunu atalım dedim iki bıçkın delikanlı olarak ne yapalım onun yanında insan kendini genç hissediyor.
 
     Tosbağa bezelyem her zamanki gibi kendini bana aşık etmekte bir numara, dişlerimin gözükmesini sağlayan tek varlık bir tanecik bezelyem.. Baba oğul gezmeler tozmalar yaptık.. Biraz toplu taşımaya alışması için planlarım vardı ve öylede bir gün oldu. Beraber dolmuşa bindik ve her gördüğüne bu ne bu ne diyerek benim dişlerimi ortaya çıkartmaya devam eder oldu.

    Caddede bir bankta otururken kenar tarafta kazı kazan satan teyzeyi fark edip bu ne demesiyle gel beraber bakalım can oğlum deyip elini attığı kazı kazanlardan 10 tane alıp tekrardan kazımak için oturduğumuz banka U dönüşü yapmış bulunduk sonradan fark ettiğim anne kızın bizden sonra sadece 1 tane kazı kazan alması (bizim şansımız mı yoksa teyzenin şansımı veyahut benim can oğlumun başkalarını mutlu etme isteğimi orasını bilemedim ) ve aldığı kazı kazana 5000 TL. lik ikramiyenin çıkıp can hiraş bir vaziyette zıplayıp hoplayarak ortadan kayboluşlarını izlemiş bulunduk. Ama o an benim elimi tutan o küçük elin değeri paha biçilemezdi...

Tren heyecanı
    Güzel bir yemek yedikten sonra arada ıslatan yağmuru ve bizim tosbağanın her su birikintisine şapur şupur basması ile süper günün dönüşü başlamıştı. Dönerkende hayattaki en güzel yolculuk olduğunu düşündüğüm tren keyfini yaşaması için trene binmeye karar verdik. Tabiki kucağımdan dışarıya bakarak müthiş bir mutluluk yaşayan can oğlumu izlemek bana birazcıkta olsa enerji depolamamı sağlamış oldu. Ayrılık saati gelince artık yapacak birşey yoktu. Öpüştük koklaştık hele hele o gitmek istemeyip BABAM demesi...


            Yazık hayat kahır ediyorsun bana günümü gecemi .... Zaman diyorum başka birşey demiyorum bezelyelerim...
              Not: Kazı kazan hikayemi anlattığım 2 iş arkadaşım ile öğle yemeği yerken karşımızda duran kazı kazancıyı görmeleriyle elimizde ardı ardına kazınmış 100 e yakın kazı kazan kartı olması arasında geçen sürenin 10 dakikayı geçmemesi ve cebimizden çıkan paranında 50 TL. yi bulması kalın bir öğle yemeğine patlamış oldu. Ama neymiş Şanslı olan benmişim böyle CAN bir OĞLUM olduğu için....
           



              HAYAT : ZAMAN : İYİ YADA KÖTÜ AMA KESİNLİKLE ZAMAN BEZELYELER

2 Mart 2013 Cumartesi

SADECE HAMAM KEYFİ

 
Girelim bakalım..

     Mart ayının ilk postunu yazmak için fazla beklememe taraftarı olduğumu size göstermek için bu çalışkan postu hazırlayıverdim bezelyelerim..

Çok dikkatimi çekti ve müthiş bir yapı Mimar Sinan'ın eseri olunca ne olsun ki..
       Hafta içleri genel olarak spora gittiğimden ve gidemeyince kendimi suçlu hisstttiğimden olsa gerek gene iş çıkışı koşturuverdim spor salonuna ve programımdan kaytarmayarak Enes hocamıda kırmadan duşumuda yapıp kapıda buldum kendimi, yarım litre sütümü içip süt çocuğu moduna girdikten sonra da o akşamın esas programı olan Hamam ve Sauna keyfi için tarihi Büyükçekmece Hamamına doğru yola düştük yol dediysemde öyle abartmayayım araba ile 5 dakikacık mesafe uzaklıkta olan Hamama biz gideceğiz gideceğiz diye öldük bittik ne zamandır. Büyükçekmece Kültür Merkezi Alanına gelince tarihi eserler hemen dikkatimizi çeker oldu. Hamamın etrafında Sokullu Mehmet (1500 lü yıllar) zamanından küçük bir caminin oluşu Hamamında kaç yıllık olduğunu gösteririr oldu bizlerede ve kapıdan içeri girdiğimizde artık ben benden çıkmıştım. O sıcacık su bütün vucuduma nufüs etmişti ve sağlam bir kese ardından güzel mi güzel bir masaj ve göbek taşı keyfi sınırlarımı zorluyordu. Ardından odama çıkıp 25 dakika güzel bir kestirme ayran ve hararetim için demli bir çay ve tam tamına 4 aydır uyuyamayan bezelyenin saat 11:30 'da Pestil vaziyetinde yatağa gömülüşü....
Hamam oğlanları yok ama ona göre..

     Olay budur artık her ay en az 1 kere Hamam sefası yapılacağı duyurulur bezelyeler.. Sizleride beklerim ona göre....


Keyif keyif getiriyor İnsana...


Faydaları saymakla bitmiyor bende foto koyayım dedim.


Not: Bir aksilik olmaz ise diğer yazım erkeklerin çogunun heves için bile gittiği kadınların ise sadece işi olduğu için gittikleri bir yerin posttu olacak.. Bakalım tahmin eden olacak mı?